BAKRAÇTAKİ EŞGALİM

 

Tüm perdelerini kapattım hayatın. Sandığın kokusu vurmuş kalbime. Soğuk bakraçtaki kanla yıkadım eşkalimi. Yatağımın başucuna astığım çocukluğumun ayakları sallanıyor hala. Ah çocukluğum! Yüzüne kim düşürdü bu kırışıklıkları?

 

Ceplerimdeki kurtlarımla besliyorum O’nu. Çürümeye yüz tutmuş ellerim neden hala titriyor? Gün yüzü görmemiş yüzüme bir ışık huzmesi değmesin artık. Bir şarkı dolanıyor dilime, “çekilin karanlıklar rahat bırakın beni, ölüme yaklaşmışken döndürmeyin yolumdan bedenimi”...

devamı...

BEN KALAN SENSE GİDEN

Beynimi rendeden geçirmekle başladı sana olma adabım
Yüreğimi meze yapmışım.
Pişmekteyim işte ocağımda
İçim dışıma dar kalmakta...
Kuşlarımı bıraktım gözlerimden,
Süzülmekteler yüzümün en saklı, en küflü coğrafyasında.

devamı ...

 

AŞK VE NEFRET

 

Susma! Kimsin sen? Susma! Görmüyorum seni. Susma! Korkularım var. Bütün harfler önünde diz çöktü; kalk ve onurlandır geceyi…

Beni en sessiz harfimden yakaladın. Alfabemdeki harflerime aşina değilsin. Sen benim gibi güçlü duramazsın. Ben değil, insanlar diz çöker önümde, gece içimden geçer, karanlıklar kentimden.

Gölgelerle konuşabilen parmaklarımdan ürkek bir yaşam sızıyor. Damımdan aşk akıyor; utanıyorum, çıkın evimden. İnsan yüklü şehirlerin enkazından sesleniyorum, sesimi duymayan var mı?

 

devamı ..