ÇATISIZ EVLER

 

Evler yapıyorum kendime, çatısız evler. Çimentoyu gayet az kullanıyorum, deniz kumu katıyorum harcıma, demirlerim ise en incesinden. Masrafsız yani. Pencereleri yok evimin, kapı kirişleri var kapısı olmayan. Keza gelirsin, elin kapıyı tıklatma cesareti bulamaz, veya evde bulunmazsan sıkılırsın beklemekten diye. Kapı yok benim evimde, pencere de yok. Pencerelerde çok bekledim, çok gözledim ki miyop gözlerim var artık benim. Pencere diplerinden giren ayazda yüreğimi üşütmüş olacağım ki, kırıklığını geçiremedim bir türlü kalbimin.

Evler yapıyorum kendime, çatısız evler…Yatağa uzanınca yıldızları izleyeyim diye. Yıldızlarda buldum gözlerini ve ben her gece saçlarıma gözlerini iliştirdim. Başa çıkamadım kendimle, saçlarımın düş kırıklığını kestirdim. Ben her gece gözlerini izlemek için uykusuz kaldım, sen en mahrem rüyalarındayken. Mastar ekleri ekliyorum düşlerime, isim çekim eklerini savurmuşum fillerimden. Kendime biçtiğim astar “kalmak” kalıyor avuçlarımda…

Ataşla tutturuyorum elini elime; ne zaman eklesem yüreğimi kalpsizliğine, bileklerimden kesiyorlar ellerimi…Ekliyorum ama dört işlemde başarısız denklemlerim, denksizliğinde. Benle seni topluyorum, tarumar şehirlerde, sonuç başarısız; kendimi çarpıyorum sana, eksilen ben oluyorum; uykularımı bölüyorum sana, dertlerim katlanıyor; kendimden seni çıkarıyorum, bana hiçbir hayat kalmıyor. Senle benim işlemim çok bilinmeyenli denksizlik oluyor.
           
            Hayata uzattığım tırnaklarımın ömür törpüsü, mimarı olduğum evimin çatısı yok! Belki tekrar uçabilmeye cesaretim olur diye dam yok üstümde. Ben özgürce uçabilmeyi istemiştim, en acemice. Nerden bilebilirdim en ama bir avcının, en kör kurşunuyla vurulacağımı? Kuş gibi uçacakken taş gibi yere çakıldım. Dizlerim kanıyor hala…

            Evler yapıyorum kendime, malzemeden çalıyorum her seferinde. Enkazlar hazırlıyorum üstüme, sensiz evler mezarım olsun diye…


 

 

yazılarıma geri dön ...

 

 

reaLesma // . El yordamıyla yürüdüğüm yollarımda, bir ayağım topal, diğeri kesik, rızkını aramaya çıkan yazık bir eskiciyim ben. Var mı düş satan? “Düşler alırım”…